10 Nisan 2013 Çarşamba

GLUCOSAMİNE CHONDROİTİN MSM,(EKLEMLERİN VAZGEÇİLMEZ YAPITAŞI)


GENEL BİLGİLER (Glukosamine= Glukozamin, Chondroitin=Kondroitin)
Glucosamine chondroitin vücudumuzdaki bağ dokularının temel yapı taşıdır ve eklemlerin vazgeçilmez elemanlarıdır. İçeriğindeki bileşikler Osteoatrit (Dejeneratif eklem rahatsızlığı-Kireçlenme) etkilerini azalttığı ve kıkırdak yapısını güçlendirdiği çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir. Glucosamine'in en yaygın formu gulucosamine sülfattır ve Osteoartrit(kireçlenme) üzerinde yapılan çalışmalarda etkisi kanıtlanan bir formdur.Günlük yiyeceklerimizde önemli miktarda bulunmaz ve ek gıda olarak karides istiridye gibi kabuklu hayvanlarının kabuklarından elde edilir. Glucosamine Tırnak,tendon(kasların kemiklere yapışmasını sağlayan yapı), kemik,deri,göz ve Eklem bağlarının oluşumunda önemli rol oynar. Glucosamine sülfatın ağrı ve iltihap gidermede standart ağrı kesiciler ve plasebolardan daha iyi sonuç verdiği görülmüştür. Chondroitin vücutta kartilaj, tendonlar, bağ doku,cilt mukoza dokusu ve gözlerin yapısında çok miktarda bulunur.
KULLANIM ALANLARI VE YARARLARI
Yapılan araştırmalar sonucunda Chondroitin'in, osteoartritin semptonlarını azalttığı ve ilerleyişini yavaşlattığı veya tersine çevirdiği belirlenmiştir.
Özellikle ergenlerde 30 yaş sonrasında oluşabilecek ya da oluşmaya başlamış kemik erimelerini önlemede / yavaşlatmada ve kıkırdakları güçlendirmede kullanılır.
Yine Damar sertliği olan kişilerde kalp krizini önlemeye yardımcı olduğunu göstermektedir. Böbrek taşlarını düşürmede yardımcı ek besindir. MSM ağırlığının %34 'ü kükürttür. Bitki ve hayvanların dokusunda bulunur. Deri, saç, tırnaklar, adeleler ve eklem bağ dokuları için gerekli bir besindir. Hücre sertleşmesini önlemeye yardımcı olur bu sebeple güzellik minerali olarak da anılır.
Alerjiler, artrit, romotoitartrit, akne, kanser(meme, kolon), eklem ağrısı, mide yanması, tırnak kırılması, göz sağlığı, böcek sokması, parazitler, akciğer sorunları, sedef, deri, saç, tırnak sorunları, horlama gibi sağlık sorunlarında ek besin olarak kullanılabilinir.
STANDART AĞRI KESİCİDEN FARKI NEDİR?
Eklem ve kıkırdak sorunlarında standart ağrı kesici, ilaç tedavisi,acı ve iltahaplanmayı yok eder; ancak gag sentezini ve kıkırdak onarımını önleyerek hastalığın ilerlemesine yol açabilir.  Bunun tersine Glukosamine ve Chondroitin ikilisi, Gag oluşumunun temel taşıdır.

GLUCOSAMİNE CHONDROİTİN TAMAM! PEKİ MSM'NİN ETKİSİ NEDİR? 
 
MSM (metil sülfonil metan), hayvan kıkırdaklarında, pek çok bitkide en çok da inek sütünde bulunan bir sülfür kaynağıdır. En yüksek biyoyararlanıma sahip organik sülfür kaynağı MSM'dir. MSM eklemlere, kıkırdaklara ve saç gibi katılgan dokulara sülfür girişini destekleyerek bağ doku elastikiyetinin devamlılığına yardımcı olur ve dolayısıyla eklemlerdeki mevcut ağrıların giderilmesine, eklemlerdeki elastikiyetin sağlanmasına doğrudan yardımcı olur.
HANGİ DOZAJDA ALMALIYIM?
Sağlık danışmanınızın önerdiği herhangi bir fizik tedavi programına ek olarak günde 1500 mg. Glucosamine, 1200 mg. Chondroitin ve 250 mg. MSM almanız temel anlamda eklem ağrıları ve romatizmal sorunlara karşı uzun vadede korunmanızı sağlayacaktır. Bunun dışında eklem sıvısındaki azalmanın yol açtığı çöküşü de büyük oranda azaltacağınız söylenebilir. MSM'si daha yüksek bir ürün tercih etmeniz veya MSM'yi dışarıdan farklı tabletlerle temin etmeniz de mevcut ağrılarınıza karşı korumanızı artıracaktır.
HERHANGİ BİR YAN ETKİSİ VAR MIDIR? SAĞLIK DANIŞMANIMA, DOKTORUMA SORMALI MIYIM?
Elbette sağlığınızı ilgilendiren bir konu olması bakımından sağlık danışmanınıza, doktorunuza bu konuda danışmanızı öneririz. Ancak yapılan araştırmalar bu bitkisel tabletlerin herhangi bir yan etkisinin bulunmadığını göstermektedir. Günümüzde birçok hekim de, klasik tedavi yöntemleri yerine veya onlara ek olarak Glucosamine, Chondroitin içeren bitkisel tabletleri hastalarına önermektedirler.

Kaynak: Eklem ve romatizmal ağrılara; Glucosamine, Chondroitin ve Msm



5 Nisan 2013 Cuma


STEVE JOBS'DAN ÜÇ ÖNEMLİ MESAJ

Apple Bilgisayar’ın kurucularından olan Steve Jobs’un 12 Haziran 2005’de Stanford Üniversitesi mezuniyet töreninde yaptığı konuşmadan hepimizin alacağı çok önemli dersler olduğunu düşünüyorum.

Steve Jobs’un bu konuşmasında temel olarak üç mesaj var;

Mesaj 1 : Meraklı olun ve sezgilerinize güvenin - Geleceği önceden bilemezsiniz. Önceden nelerin hangi noktada birleşeceğini görmeniz mümkün değildir. Neleri doğru yaptığınızı ve hangi noktaların ne şekilde birleştiğini ancak geriye baktığınızda görebilirsiniz. İşte bu sebepten dolayı yapacağınız işlere karar verirken kalbinizin sesini dinleyin. Yaptığınız şeylerin a Sitesindenbir gün bir şekilde birşeylerle birleşeceğine inanın.

Mesaj 2 : Sevdiğiniz işi yapın - Önemli olan kişinin sevdiği işi yapmasıdır. Sevilen bir iş bir rutin değil, bir oyun gibidir. Sevilmeyen bir iş veya uğraş bir zorunluluktur, zorunluluk da yorucudur. Başarılı insanların çoğunun gizli gücü sevdikleri ve uğraşmaktan dolayı mutlu oldukları bir işle meşgul olmalarıdır. Ya sevdiğiniz işi yapmalısınız, ya da yaptığınız işi sevmenin yollarını bulmalısınız.
Mesaj 3 : Ölümü düşünün - Beklentiler, gururlar, küçük düşme, ya da başarısızlık korkuları, tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirirler. Kaybedecek birşeylerinizin olduğu düşüncesini yok etmenin en iyi yolu ölümü düşünmektir. Ölüm kaçınılmazdır. Ölümü düşündüğünüzde, esasen hiçbir şeye sahip olmadığınızı ve bu dünyadan çıplak gideceğinizi hatırlarsınız. Sahip olmadığınız hiçbir şeyi kaybetme gibi bir riskiniz olmadığını düşünmek sizi rahatlatacak ve cesaretlendirecektir.

Kaynak :Mega Hafız Sitesinden alınmıştır.
http://www.megaaritmetik.com/

30 Mart 2013 Cumartesi

GDO'nun bir soykırım aracı olduğu ispatlandı.....




Rusya'daki Ekolojik Tehlikelere Karşı Savunma Günleri'nde sunulan bir çalışma, GDO'lu besinlerin tüketimine bağlı gizli tehlikeleri bir kez daha açığa çıkardı. Araştırmaya göre GDO'lu ürünlerle beslenen insan ve hayvanlar birkaç nesil sonra tümüyle kısırlaşıyor.

Rusya'nın Sesi'nin haberine göre 'Gen Güvenliği Ulusal Birliği ile Ekolojik ve Gelişimsel Problemler Enstitüsü' bilim adamları, normal beslenme düzenlerinin bir parçası olarak, GDO'lu ürünlerle beslenen hayvanların ve insanların, üreme yetilerini kaybettiklerini keşfettilerini açıkladılar.

BİRÇOK ARAŞTIRMAYI KÜRESEL SERMAYE FİNANSE EDİYOR

'Gen Güvenliği Ulusal Birliği ile Ekolojik ve Gelişimsel Problemler Enstitüsü' bilim adamlarının bulgularının, küresel sermaye tarafından finanse edilen araştırmaların aksine GDO ile kısırlık arasındaki ilişkisi çok net bir şekilde ortaya çıkardığı belirtildi.

GDO'lu ürün tüketen canlıların tüketmeyenlere oranla daha fazla kısırlaştığı tespit edilen araştırma bu konudaki iddiaları doğrulamış oldu.

GDO'LU SOYA İLE BESLENEN CANLILARIN CİNSEL OLGUNLAŞMASINDA YAVAŞLAMA GÖZLENDİ

Denek olarak hamsterların kullanıldığı çalışmada, genetiği değiştirilmiş soya fasülyesi tüketiminin sonucunda, cinsel olgunlaşmada yavaşlama eğilimi ve gittikçe üreme yeteneklerinin yok olduğu gözlemlendi. Bir kaç nesil sonra, GDO'lu soya yiyen hamsterlar, temel yetenekleri olan üremeyi kaybettiler.

Araştırmanın yazarlarından biri olan Dr. Alexei Surov:"Bir kaç grup hamster seçtik, onları çiftler halinde kafeslerde tuttuk ve alışmış oldukları besinlerinden verdik. Bir grubun besinine hiçbir şey katmadık, diğer grup genetiği değiştirilmiş bileşen içermeyen soya ile besledik. Üçüncü grup, bir miktar GDO'lu bileşenle, dördüncü grup ise yüksek miktarda GDO'lu bileşenle beslendi" dedi.

GDO'LU ÜRÜNLERLE BESLENENLER BİRKAÇ NESİL SONRA KISIRLAŞIYOR

Sonrasında Dr. Surov ve ekibi, çeşitli yavru gruplarının büyüme oranlarını ve yavrulama sıklıklarını takip etti ve bulgularını, yavruların beslenme düzenleriyle karşılaştırdı. Yavruların çiftleşmesiyle oluşan birkaç nesil sonra, GDO'lu yiyeceklerle beslenen yavruların tamamen kısır hale geldiği gözlendi.

"Yavrulardan yeni çiftler seçmeye ve onları aynı şekilde beslemeye devam ettiğimizde, çok ciddi bir etki olduğunu fark ettik. Bu grupların büyüme hızı daha yavaştı ve cinsel olgunlaşmaya daha geç eriştiler. Onların yavrularından alarak, 3. nesil çiftler oluşturduğumuzda, genetiği değiştirilmiş besinler tüketen bu grup yavrulamayı başaramadı. Ve bu çiftlerin, yavrulama yeteneğini kaybetmiş olduğu kanıtlandı."

GDO'lu besinlerin yaygın tüketimi, gelecek insan nesillerinin kısırlaşmasına neden olur mu?

Avusturya kaynaklı bir çalışma, genetiği değiştirilmiş mısırla beslenen farelerde benzer bir zararın oluştuğunu ortaya çıkardı. Genetiği değiştirilmiş mısır yiyen farelerde, anında ortaya çıkan etkilerden biri, yavruların normalden düşük ağırlıklı olarak doğması. GDO ile beslenen farelerden oluşan, 3. ve 4. nesiller tamamen kısır hale geldiler.

Amerika'daki bazı çiftçilerde, genetiği değiştirilmiş ürünlerle beslenen domuz ve ineklerde kısırlık oluştuğunu bildirdiler. Hindistan'da ise, genetiği değiştirilmiş pamuk tohumu ile beslenen mandalarda kısırlık ve başka ciddi problemler gözlendi.

Kaynak: "Russian Scientists Discover GMO's Cause Animals to Lose their Ability to Reproduce", geochangemag.org, çev. Ayşe Alp, yaklasansaat.com

23 Mart 2013 Cumartesi

ZENGİNLİĞİN ÜZERİNDE YATAN FAKİR HALKIMIZ,




 Zengin kaynaklara sahip olmak yeterli değil, bu kaynakları zenginliğe dönüştürecek maharete sahip olmak gerekir.
Shell Firmasında 20 yıl genel müdürlük yapmış olan Antony ROBİNSON’UN dediği gibi”Bütün Amerikan Petrol Şirketleri bilir ki, yapılan araştırmalar TÜRKİYE’NİN  bir petrol denizi üzerinde olduğunu gösteriyor.”Çekilen uydu fotoğraflarıyla da bu tespit edilmekte, bilhassa 5.000 metreden sonra yoğun petrol yatakları görülmektedir. 1980 yıllarında, yabancılarla yapılan petrol anlaşmalarında 5.000 metreye kadar inilmesi planlanmışken 300 metrede  aramalar bırakılmış, petrol bulunan yerlerin de üzerine çimento dökülmüştür. Bugün çimento dökülen kuyularda yapılan çalışmalarda petrol fışkırmaktadır. Ayrıca Türkiye’de petrol aramak için ayrılan  bütçenin çok az olması da ,bu kaynakların ortaya çıkmasını istemeyen küresel güçlerin etkinliğinden kaynaklanmaktadır.

KAYNAK: Prof. Dr.Haydar BAŞ’IN  Yazdığı” MİLLİ EKONOMİK MODELİ “kitabinin  307 sayfasından alınmıştır.

19 Şubat 2013 Salı

ÖLÜRKEN PİŞMAN OLUNAN BEŞ ŞEY


Yıllarca evlerinde ölümü bekleyen hastalara bakan Avustralyalı hemşire Bronnie Ware, emekli olduktan sonra kitap yazmaya karar verdi.

Hemşire Ware, hastalara “En büyük pişmanlığınız nedir?” diye sordu. Bronnie Ware yanıtlara kitabında yer verdi.

1. "Keşke başkalarının benden beklediği hayatı sürmek yerine düşlerimi gerçekleştirme cesaretim olsaydı."

Ware’e göre insanlar, yaşamlarının sona erdiğinin farkına varıp geriye döndüklerinde düşledikleri şeylerin çok büyük bir kısmını gerçekleştirmediklerini görüyor ve pişman oluyor.

2. "Keşke bu kadar çok çalışmasaydım."

Ware’e göre erkek hastaların büyük bir kısmı, işleri nedeniyle ailelerine ve dostlarına yeterince vakit ayıramadıkları için pişman oluyor. Ware, erkek hastaların büyük bir kısmının eğer bir şansları daha olsa dönüp çocuklarının kaçırdıkları anlarını yaşamak istediklerini gözlemledi.

3. "Keşke duygularımı dile getirmeye cesaretim olsaydı."

Birçok insanın diğerleri ile ilişkilerini belirli bir düzeyde tutmak için duygularını bastırdığını söyleyen Ware, bastırılan duyguların insan sağlığı üzerinde son derece olumsuz etkileri olduğunu ileri sürdü.

4. "Keşke arkadaşlarımla ilişkimi sürdürseydim."

İnsanların kendi yaşamlarına çok fazla odaklanıp arkadaşlarıyla ilişkilerini yitirdiğini ancak ölüm yatağında fark ettiğini söyleyen Ware, ölmekte olan insanların en çok eski arkadaşlarını özlediğini söyledi.

5. "Keşke kendime daha çok mutlu olmak için izin verseydim."

Çoğu insanın mutluluğun aslında bir seçim olduğunu ölüm anı gelene dek fark etmediğini söyleyen Ware, insanların rahat yaşamak uğruna eski alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı kaldığını belirtti.

Alışkanlıklarından vazgeçmek istemeyen insanların değişme korkusu yaşadığını ve daha fazla mutlu olma şansını kendi kendilerine yok ettiğini belirten Ware, ölüm yatağındaki hastalarının "Keşke daha çok gülseydim, keşke aptalca şeyler yapmaktan bu kadar korkmasaydım" diyerek pişmanlıklarını dile getirdiğini sözlerine ekledi.
KAYNAK :FACEBOOK BreakOutdoor

27 Ocak 2013 Pazar

FİLOZOF ÖĞRETMENLER




( Öğretmen, Bilim insanı olmanın yanında aynı zamanda bir filozoftur)
 
Öğretmenin alfabesi, öğretmenlerin mümkün olduğu kadar az öğretmelerini; öğrencilerin ise daha çok kendi  kendilerine öğrenmelerini sağlayacak öğretim tarzlarını araştırmak ve keşfetmektir.
1657 Comenius

İnsan okul için değil hayat için öğrenmelidir.
Seneca

Çocuklara her şey biranda öğretilmemelidir. Öğretim oyun ile birleştirilmelidir. Çocukların bireysel farklılıkları dikkate alınmalıdır.
Erasmus

Eğitim hayatta işe yarar olma durumuna göre hazırlanmalıdır..Eğitimde elden geldiği kadar az kural verilmelidir.Basit metot kullanılmalıdır.Doğa’nın yolu izlendiği taktirde eğitim, otoriter ve baskıcı olmaz; aksine ,bireysel özelliklerin gelişmesi için tüm özgürlükleri kişiye sağlar,öğretmen ve öğrenci arasında karşılıklı güven gerçekleşir.
John Locge

Öğrenim, ana-babaların anlayabileceği ölçüde basitleştirilmeli ve herkesçe anlaşılıp telkin edilebilmeli.Çocuğun bulup keşfetmesi öğretimin temeli olmalı. Öğrenim  sadece bilmeyi değil, bildiğini yapabilmeyi de hedeflemelidir.
İsviçreli pedagog Pestalozzi

Eğitim işi bahçıvan işine benzer. Bahçıvan yapması gereken iş, elma ağacına armut verdirmek değildir.Bahçıvan yapacağı iş ,elma ağacının elma vermesi için gerekli olan dış şartları sağlamaktır.Toprak hava güneş su, gübre  sağlanınca ağaç yemişini kendi kendine verecektir.
İnsan dışarıda yetiştirilemez. Yetişme şartları var olunca insan kendi kendine yetişir. Terbiye etmek yoktur terbiye olmak vardır.

Türk pedagog İsmail Hakkı BALTACIOĞLU.

Anlaşılmadan ezberlenen  şeyler, kabuklarıyla beraber yutulan ve sonuçta hazmedilmeyen çekirdeklere benzer.Bilginin gerçekten bir manevi gıda olması için hazmedilmesi, yani anlaşılıp zihnin malı haline getirilmesi gerekir.
1911 Mustafa Satı Bey.

Kaynak: Öğretmen Olmak Kitabı. Yazarı Doğan CÜCELOĞLU, İrfan ERDOĞAN

 Sayfa :180 – 181 sayfasından alınmıştır.

GANDHİ DER Kİ:


             
 
Olumlu düşünün, çünkü düşünceleriniz, sözleriniz olur.
Sözleriniz olumlu olsun, Çünkü sözleriniz davranışlarınız olur.
Davranışlarınız olumlu olsun, çünkü davranışlarınız, alışkanlıklarınız olur
Alışkanlıklarınız olumlu olsun, çünkü alışkanlıklarınız, değerleriniz olur.
Değerleriniz olumlu olsun, çünkü değerleriniz kaderiniz olur.