8 Aralık 2009 Salı
DERSİM İSYANI
Konu: Dersim'de ne oldu Atatürk ne yaptı? (2)
>
> Kürtçülerin ve Fethullahçıların yalanlarını belgelerle çürütüyoruz!
>
>
> Varan 1: İsyanın lideri Seyit Rıza bir tarikat şeyhi ve aşiret reisiydi
>
> Kendisine solcuyum, ilericiyim, sosyalistim diyen bir insanın Dersim isyanını savunması kadar komik bir şey olamaz. Çünkü Dersim isyanı kesinlikle bir halk hareketi ya da ilerici bir ayaklanma değildir.
>
> İsyanın lideri Seyit Rıza, Dersimli bir aşiret reisidir. Ve Atatürk Dersim’deki aşiret yapısını ortadan kaldırmak istediği için ayaklanmıştır. Seyit de zaten bir isim değil, Peygamber soyundan gelen Şeyh anlamında yerel bir dini ünvandır! Anlayacağınız, Dersim isyanı, bir derebeyinin, bir dini liderin, bir tarikat şeyhinin, bir aşiret reisinin Atatürk Cumhuriyeti’ne karşı ayaklanmasından başka bir şey değildir. Bu anlamda Menemen ayaklanmasından hiçbir farkı yoktur.
>
>
> Varan 2: İsyancılar Fransız işbirlikçisiydi
>
> Bütün diğer Kürt isyanları gibi Dersim isyanı da emperyalistlerin kışkırtma ve desteğiyle başlamıştır. Nasıl Şeyh Sait isyanı Musul-Kerkük meselesinin görüşüldüğü bir dönemde İngilizler için bir koz olduysa, Dersim isyanı da Hatay meselesinin tartışıldığı bir dö nemde Fransızlar tarafından kullanılmıştır. Nitekim, isyancıların üzerinden Fransız ordusuna ait silahlar çıkmıştır. Elebaşlarından Nuri Dersimi de, isyan bastırılınca Fransız mandası altındaki Suriye’ye kaçmış ve Fransız Hükümeti’nin koruması altında yaşamıştır. Bugün “Dersim’de katliam yaşandı” yalanlarının da AB koruması altındaki sempozyumlarda dile getirilmesi bu nedenle bir tesadüf değilir.
>
>
> Varan 3: Seyit Rıza İngiltere’den destek istedi
>
>
> Dersim isyanının lideri Seyit Rıza’nın isyan sırasında İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği 30 Temmuz 1937 tarihli şu mektup Kürt isyanlarının işbirlikçi karakterinin en açık delillerinden birisidir:
>
> “Büyük Britanya Dışişleri Bakanlığına,
>
> Yıllardır, Türk Hükümeti Kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, Kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor, anadilini konuşan insanlara işkence ediyor ve sistematik olarak insanları Kürdistan’ın bereketli topraklarından söküp Anadolu’nun çorak bölgelerine göçe zorluyor ve birçoğu oralarda telef oluyor. Türk Hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan Dersim’e de girmeye çalıştı. Bu olay karşısında Kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930’da Ağrı Dağında, Zilan vadisinde ve Beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. Üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor. Savaş araçları bakımından eşitsizliğe rağmen ve bombardıman uçaklarının yangın bombaları, zehirli gaz bombaları atmalarına rağmen, ben ve arkadaşlarım Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık. Direncimiz karşısında Türk uçakları köyleri bombalıyor, ateşe veriyor, savunmasız kadın ve çocukları öldürüyor ve böylelikle Türk Hükümeti, başarısızlığının intikamını tüm Kürdistan’da işkence yaparak almak istiyor. Hapisler, ağzına kadar masum Kürtlerle doludur. Aydınlar kurşuna diziliyor, asılıyor veya Türkiye’nin ücra köşelerine sürgüne gönderiliyor. Ülkelerinde bulunan 3 milyon Kürt, barış içinde yaşamak, özgür, kendi ırkını, dilini, geleceğini, kültürünü ve uygarlığını korumak istiyor; benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, Kürt halkını hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor. Sayın Bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım.
>
> Seyit Rıza Dersim Başkomutanı”
>
>
> Varan 4: Türk komünistleri ve Komünist Enternasyonal de isyana karşı çıktı
>
> O dönem Türkiye Komünist Partisi de Komünist Enternasyonal de Dersim isyanının feodal ve gerici bir ayaklanma olduğunu tespit etmişti:
>
> “İki ayı aşkındır Ankara Hükümeti, Dersim bölgesindeki Kürt aşiretlerinin yeni bir gerici ayaklanmasını bastırmakla uğraşıyor. Feodal unsurlar, Kemalist Parti tarafından gerçekleştirilen reformlara rağmen, bugüne kadar ülkenin bu sapa bölgesinde barınmayı başarmışlardır. Dersim, Türkiye'nin ulusal ekonomisinin dışında kalmaktaydı. Öyle ki başka bir vilayetten hiçbir tüccar, Dersim'de iş yapmayı göze alamazdı. Devletin Dersim'de askerlik yükümlülüğünü gerçekleştirmesi ve yasal vergileri toplaması, bugüne kadar mümkün olmamıştır. Dersim’in hakim tabakaları, yürürlükteki yasalara rağmen, kendi yasa dışı ayrıcalıklarını koruyabilmişlerdir. (...) Amacı, göçebeliğe son verme ve aşiret reisleriyle (şeyhler, beyler, ağalar ve seyyitler) onların kiralık adamlarını Batı Anadolu’nun modernleşmiş vilayetlerine sürme hedefini güden bir reform planını zorla uygulamaktı. Bugün, Kemalist hükümetin enerjik reformları yüzünden kendi iktidarlarını tehdit altında hisseden feodal unsurların ümitsiz direnişiyle karşı karşıya bulunuyoruz. İsyanın arefesinde Tapu Kadastro İdaresi, feodal aşiret reislerinin elinde bulunan halka ait malların incelenmesi ve saptanmasına ilişkin hükümet önlemlerini uygulamaya başlamıştı. Bu durumda feodalizm, kendi yasadışı egemenliğinin iktisadi temellerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu hissetti. İşte, özellikle bu önlem, isyana yol açan neden olmuştur.”
>
> Komintern, 1925’teki Şeyh Sait isyanına da şu gerekçelerle karşı çıkmıştı: “Mustafa Kemal, genel olarak ulusal kurtuluş hareketini temsil etmekte ve Türkiye'nin demokratlaşması ve feodal kalıntılar ile Müslüman din adamlarının etkisinden kurtarılması için çalışmaktadır. Kemal’e karşı, ilk olarak emperyalizm, ikinci olarak feodal ağalar, üçüncü olarak din adamları ve dördüncü olarak liman şehirlerinin yabancı sermayeye bağlı ticaret burjuvazisi mücadele etmektedir.”
>
>
> Varan 5: İsyan Atatürk’ün baskıları değil
>
> Atatürk döneminde yapılan köprü ve yollar yüzünden çıktı
>
>
> Dersim isyanı iddia edildiği gibi Atatürk Cumhuriyeti’nin Kürtlere yönelik baskıları yüzünden başlamamıştır. Halka baskı yapmak bir yana, Atatürk, Dersim’deki aşiret yapısını dağıtarak Tunceli halkını özgürleştirmek için büyük çaba göstermekteydi. Şehrin ismi bu yüzden Osmanlı dönemini çağrıştıran Dersim bırakılarak Tunceli olarak değiştirilmişti. Bu nedenle bugün Tunceli ismine tahammül edemeyenlerin, Atatürk’ün Şapka Devrimine karşı çıkanlardan hiçbir farkı yoktur. Çünkü Dersim ismi isyanın değil, halk üzerindeki feodal baskının simgesidir. Tunceli ise o derebeylik baskısını kaldırmak isteyen Atatürk devrimciliğini simgeler.
>
> Ancak çıkarları zedelenen aşiretler ve “seyit” denilen din adamları Atatürkçü devrimlere karşı çıktılar. Menemen’de yaşanan gerici isyanın bir benzeri böylece Dersim’de başlamış oldu. İsyancıların ilk hedefi de devletin binbir zorluk ve masrafla yaptığı köprüler oldu. Munzur etrafındaki iki dağlık bölgeyi birbirine bağlayan Harçik Köprüsü ilk hedefti. Gericiler, “medeniyet”in bir örneği sayılan köprüye bile tahammül edememişti!Bu yazı şu Siteden alınmıştır:http://www.turksolu.org/sehit/secmedersim1.htm
29 Kasım 2009 Pazar
Dünya bu kehanetleri konuşuyor
Bu bilgiler: http://haber.mynet.com/ adresinden alınmıştır.
20 Kasım 2009 Cuma
DAĞ YEMİŞİ
Fundagiller familyasındandır. Diğer adları Ayı yemişi, Dağ yemişi, Dağ çileği, Hoca yemiş, Davulga, Yağma. 3-6 metre boylarında, kışın yapraklarını dökmeyen, sonbaharda yeşilimsi ve beyaz çiçekler açan, çalı görünümünde bir ağaççıktır. Sonbaharda olgunlaşanca turunculaşan, 1-2 cm çapındaki küremsi meyveleri çiğ olarak yenir, ezmesi yapılır.
4.5-8 cm uzunluk ve 2-3.5 cm genişlikteki yaprakların üst yüzü koyu, alt yüzü açık yeşildir, kenarları keskin testere dişli, uçları sivridir. Eylül-aralık aylarında salkımlar halinde beyaz ve açık pembe çansı çiçekler açar. Bunların yerlerinden çıkan 1-2 cm çapındaki, saplı, küremsi, pütürlü meyveler Önceleri yeşilken sonbaharda kırmızı, bazen de turuncu renge dönüşürler.
Bitkinin kömür yapımına uygun, sert, ağır bir odunu vardır. Gövde kabuğu da deri tabaklamada kullanılır.
Bir Akdeniz bitkisidir, maki topluluğunun elemanlarındandır. Ege, Marmara ve Batı Karadeniz bölgelerimizde bulunur. Gövde ve dal kabukları koyu kahverengi ve kırmızı renktedir.
Yapraklar tanen, arbutin, metilarbutin, fenol türevleri; mayhoş meyveler şeker ve C vitamini içerir.
Bitkinin yapraklan kurutulup, ishal giderici, mikrop öldürücü olarak, idrar yollan hastalıklarında kullanılır.
Bunun için 10-20 gram kuru yaprak üzerine 1 litre (5 bardak) kaynar su dökülüp, 10 dakika demlendirildikten sonra günde üç kez birer bardak içilir.
Yüksek miktarda C vitamini taşıyan meyvelerin de ishal ve öksürük
5 Kasım 2009 Perşembe
http://www.kendinyapsitesi.com/
29 Ekim 2009 Perşembe
ÖLÜMSÜZLÜK ARTIK GERÇEK OLDU
28 Ekim 2009 Çarşamba
Bir kadının Dev bir Yılana Denizde Sarılarak Yaşama Tutundu
Güneydoğu Asya?yı vuran deprem ve tsunami felaketinden en çok etkilenen bölgeler arasında yer alan Endonezya?nın Aceh bölgesinde bir kadının dev bir yılana sarılarak mucizevi şekilde dalgalar tarafından yutulmaktan kurtulduğu ortaya çıktı.
Aceh?te kiralık çadırda kalan 26 yaşındaki Riza, Aceh?te yaşadığı korku dolu saatleri Antara Haber Ajansı?na anlattı. Riza?nın ifadelerine göre genç kadın pazar sabahı çadırında yatarken birden deniz suyu ile çamur, kaya ve kütük yığınlarının bulundukları bölgeyi bastığını farketti. Akıntı Riza ve arkadaşlarını sürüklemeye başlarken genç kadın komşusu ve ikiz kızlarını fark etti. Yüzerek kızların yardımına koşan Riza, yaralı kadının ?Lütfen çocuklarımı kurtar? diye bağırdığını duydu.
İkizleri sırtına alan genç kadın hayatta kalmak için dalgalarla boğuştuğu sırada telefon direği uzunluğunda bir piton gördü. ?Çok garip, ama o anda hiç korkmadım? diyen Endonezyalı kadın sırtında ikizler olduğu halde hiç teraddüt etmeden akıntı içinde süzülen dev yılana sarıldı. İçgüdüleriyle yolu bulan piton, Riza ve iki çocuğu su seviyesinin 1 metre kadar olduğu yere kadar götürdü.
Halen Bandar Blan Bintang bölgesinde bir sığınma kampında kalan Riza, ?Tanrıya şükürler olsun. O trajediyi asla unutmayacağım? dedi
14 Ekim 2009 Çarşamba
Sorun Çözme Kabiliyeti" Niçin Önemli?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













